Hayat ey!
Ya tut yanaklarımdan ısır öpüşlerinle, bir vakit ansızın.
Ya da bırak! Çekip vurayım kendimi alnımdan!
Gölgelere tutulmaktan silindi hatlarım. Yüreğimin yeri kayıp. Salınan her kovaya düşman bu düş… Bırak, kendimi kendimde aranayım…
Düşüyorum hayat ey!
Ya meçhuller diyarının sisli perdesini yırt gönlümde. Göreyim göreyim halim yerine gelsin. Ya da bırak! Harf harf seçileyim…
Düşüyorum hayat ey!
Unuttum… Hafızamın ücra yerlerine derin gafletler vurdum. Bir tomar efkara boyadım ruhumu. Gerisini de hep unuttum. Sorma! Konuşturma beni. Bırak! Dipsiz susuşlara uzanayım…
Düşüyorum hayat ey!
Ömür şeceremin dallarında çeyrek asır sallandı. Ayıkladım taşlarını, gerisini pişmanlığa yazdım. Ya tutup sayfalarımı talihe yaz! Ya da bırak, ben silineyim!
Düşüyorum hayat ey!
Kırıklığım canıma dayandı. Ya tut kolundan vur ümide, bin parçaya bölünsün! Ya da düş yakamdan, ecelim mukadder olsun…
Düşüyorum hayat ey!
Mazim, müstakbel, halim boşlukta yer aranıyor. Ya sök taşlarını kaldırımların; ya da bırak ben yol olayım!
Düşmüşüm hayat ey!
İtimadın kalelerine baykuşlar tünemiş; farkına varmamışım. Masumiyet günaha perde aralamış; gaflete dalmışım… Bırak beni! Gafleti baykuşun kafasına koyup çıldırtayım!!!
Düşmüşüm hayat ey!
Güneşin alazından tiksinmişim. Gel bir anlaşma yapalım; tutup yazları mevsimlerden çıkaralım!
Düşmüşüm hayat ey!
Gaflete hiç bu kadar muhtaç kalmamışım. Bırak yırtayım zamanı, zehrim dökülsün. Ardından bir iğne işlesin tenimde. Diksin diksin eksik yanlarımı…
Düşmüşüm hayat ey!
Kendimde, sende, aşkta mağlubiyete varmışım. Susmuş her yanım, kelimeler müebbet yatmış. Bir arayış ki yanmış, yakmış…
Ey hayat! Gitmeye tutukluyum, gidişlere tutuluyorum. Arıyor aranıyor hep aynı kör noktaya dolanıyorum Şimdi düşmüşüm diyorum, düşüyorum diyorum!
Hayat ey! Sana sesleniyorum!
Ya beni bana bırak, ya gökleri sil!
Ya beni kendime getir, ya aşkları sil!
Ya soruları kaldır, ya cevapları sil!
Ya kır benliğimi, hücre hücre bölüneyim, dağılsın zerrelerim. Bir ben koy aynalara; eski suretlerim silinsin
Ya da bırak! Ecelim mukadder olsun! Ben çekip gideyim!…
9 Ocak 2009 Cuma
muamma..
Gün ışığında,bedenini kasıp kavuran güneşin. Sensizliğe alışmış ben'e yenik düştüğünü varsayarsak. Bu ne güneşin suçu. Ne de geceye şahit bırakılan içteki ürpertinin sebebi dahilindeki ayaza vuran soğuğun. Şimdi aklımdan geçenleri belli-belirsiz sıralamakla meşgulüm ey sevgili güneş ile ay arasındaki gidip gelmelerim. İki dere arasında herkesin birbirine karşı dediği şehirlerin,anlamsız düşmanlığında birbirlerini sevmeyi beceremeyenlere nazire yaparcasına,aşk ile yanan iki insanın yanışını anlatmaya kalkışan migren sancılı bedenim ve acemi halim " benim seni sevmem için karşı değil,yan yana olmalıyız. " hüzün ve gerçeğini dile getirmekle mi uğraşmalı. Yoksa herşeyin oluştuğu hazır bir sofrada sadece seni seviyorum demekten başka bir şey kalmamış bir sevinçi mi? ( bilinmez )
Yaşadıklarım ile anlık yaşayışların arasında gözden kaçırdıklarımı irdeleyen beynimin kuytu köşeleri,içerisinde boğulmaya yüz tutmuş ve aksilik bu ya kulaç atmasını bilmeyen kör bir yüreğin,farklı yörüngelerde afaki yürüyüşlerinde aradım mutsuzluğun sebebini. Okunmamış bir sen kalmıştın. Okunduğunda aklım karışmıştı. ( Muamma )
Biraz sonra hiç beklemediği ve ince hesabıyla yenik düşeceği kahrolası maddede,son kez olsun manevi duyguları yaşamak istercesine gözünde biriktirdiği gözyaşına bahane bulmak için,bafra cigarası yakmıştı. ( mümkündür )
Ah çekmek gerekliydi ve öyle de oldu. Ah edişlerine buladığı,geleceğe dair beklentilerini bir yana bırakıp,daha önce hiçkimsenin yaşamadığı aşk'ı yaşamak istercesine yollara vurmuştu kendini. Umutlarının arasında ayaklarından prangaya vurulmuş,koşar adımlarla sevgilisine ulaşma isteği mevcuttu. Unuttuğu bir şey vardı. Böyle bir şey asla ( yaşanmamıştır )
Bilinmezliğin adı muamma
Mümkündür ancak yaşanmamıştır.
Yaşadıklarım ile anlık yaşayışların arasında gözden kaçırdıklarımı irdeleyen beynimin kuytu köşeleri,içerisinde boğulmaya yüz tutmuş ve aksilik bu ya kulaç atmasını bilmeyen kör bir yüreğin,farklı yörüngelerde afaki yürüyüşlerinde aradım mutsuzluğun sebebini. Okunmamış bir sen kalmıştın. Okunduğunda aklım karışmıştı. ( Muamma )
Biraz sonra hiç beklemediği ve ince hesabıyla yenik düşeceği kahrolası maddede,son kez olsun manevi duyguları yaşamak istercesine gözünde biriktirdiği gözyaşına bahane bulmak için,bafra cigarası yakmıştı. ( mümkündür )
Ah çekmek gerekliydi ve öyle de oldu. Ah edişlerine buladığı,geleceğe dair beklentilerini bir yana bırakıp,daha önce hiçkimsenin yaşamadığı aşk'ı yaşamak istercesine yollara vurmuştu kendini. Umutlarının arasında ayaklarından prangaya vurulmuş,koşar adımlarla sevgilisine ulaşma isteği mevcuttu. Unuttuğu bir şey vardı. Böyle bir şey asla ( yaşanmamıştır )
Bilinmezliğin adı muamma
Mümkündür ancak yaşanmamıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

