9 Ocak 2009 Cuma

muamma..

Gün ışığında,bedenini kasıp kavuran güneşin. Sensizliğe alışmış ben'e yenik düştüğünü varsayarsak. Bu ne güneşin suçu. Ne de geceye şahit bırakılan içteki ürpertinin sebebi dahilindeki ayaza vuran soğuğun. Şimdi aklımdan geçenleri belli-belirsiz sıralamakla meşgulüm ey sevgili güneş ile ay arasındaki gidip gelmelerim. İki dere arasında herkesin birbirine karşı dediği şehirlerin,anlamsız düşmanlığında birbirlerini sevmeyi beceremeyenlere nazire yaparcasına,aşk ile yanan iki insanın yanışını anlatmaya kalkışan migren sancılı bedenim ve acemi halim " benim seni sevmem için karşı değil,yan yana olmalıyız. " hüzün ve gerçeğini dile getirmekle mi uğraşmalı. Yoksa herşeyin oluştuğu hazır bir sofrada sadece seni seviyorum demekten başka bir şey kalmamış bir sevinçi mi? ( bilinmez )

Yaşadıklarım ile anlık yaşayışların arasında gözden kaçırdıklarımı irdeleyen beynimin kuytu köşeleri,içerisinde boğulmaya yüz tutmuş ve aksilik bu ya kulaç atmasını bilmeyen kör bir yüreğin,farklı yörüngelerde afaki yürüyüşlerinde aradım mutsuzluğun sebebini. Okunmamış bir sen kalmıştın. Okunduğunda aklım karışmıştı. ( Muamma )

Biraz sonra hiç beklemediği ve ince hesabıyla yenik düşeceği kahrolası maddede,son kez olsun manevi duyguları yaşamak istercesine gözünde biriktirdiği gözyaşına bahane bulmak için,bafra cigarası yakmıştı. ( mümkündür )

Ah çekmek gerekliydi ve öyle de oldu. Ah edişlerine buladığı,geleceğe dair beklentilerini bir yana bırakıp,daha önce hiçkimsenin yaşamadığı aşk'ı yaşamak istercesine yollara vurmuştu kendini. Umutlarının arasında ayaklarından prangaya vurulmuş,koşar adımlarla sevgilisine ulaşma isteği mevcuttu. Unuttuğu bir şey vardı. Böyle bir şey asla ( yaşanmamıştır )

Bilinmezliğin adı muamma
Mümkündür ancak yaşanmamıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder